• maviyesilder@gmail.com

Aylık arşivNisan 2017

TEBRİKLER

Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği Üyelerinden Sayın Prof. Dr. Gülnaz ÖZCAN hanımefendi, İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE), Deniz Bilimler ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Bilimleri Bölümüne  Profesör olarak atanmıştır.

Kendilerini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği Yönetim Kurulu 

 

 

 

 

Dernek Başkanımız Doç. Dr. Tahir ÖZCAN TRT Çukurova Radyosu Canlı Yayın Konuğu Oldu

Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE), Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Tahir Özcan TRT Çukurova Radyosu’nun canlı yayın konuğu oldu.

Kızıldeniz’den Türkiye sahillerine geldi! Dikkat…

İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE), Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi öğretim üyesi ve Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği Başkanı Doç. Dr. Tahir Özcan, dernek üyeleri Dr Ayhan Altun, Yusuf Dur ve Ekrem Sayğılı ile kıyıya vuran denizanalarını toplayarak çöpe attılar.

Doç. Dr. Tahir Özcan, havaların ısınmasıyla hafta sonlarını deniz kenarında, sahillerde geçiren veya denize giren vatandaşların dikkatli olmasını isteyerek, “Akdeniz kıyılarında sıcaklığın artmasıyla birlikte şubat ayı sonunda Lübnan kıyılarında denizanası artışları bilim adamlarınca gözlemlenmeye başlamıştır. Yaklaşık 2 hafta sonra bu artış ülkemiz kıyılarında görülmeye başlanmıştır. Son günlerde güney sahillerimizde sıcaklıkların artmasıyla birlikte sahillerde, liman ve mendirek diplerinde insanların yoğun olarak bulundukları yerlerde birçok denizanasına rastlanmaktadır. Kıyılarımızda özellikle Kızıl Deniz göçmeni olan zehirli denizanası Rhopilema nomadica (Göçmen Denizanası) türünün görülme sıklıklarında artış gözlemlenmeye başlanmıştır” dedi.

GÜNEY SAHİLERİNDE YOĞUN GÖRÜLÜYOR

Muğla ve Mersin bölgelerinde de görülen Zehirli Göçmen Denizanasının hassas ve yumuşak ciltli olan insanlar üzerinde ciddi sorunlar yarattığına dikkat çeken Özcan, şunları söyledi:

“Kıyılarda ölmüş dahi olsa kesinlikle temas edilmemelidir. Temas edildiğinde dokunaçlarındaki kapsüller içinde bulunan yaklaşık 1-5 milyarın arasındaki burgulu iğne şeklindeki zehirli hücreler (Nematosist) aktif hale geçerler. Deriye temas ettiğinde bu kapsüller patlar ve zehirin etkisiyle yanma ve kaşınma hissi başlar. Ne olursa olsun zehirin vücuda daha fazla yayılmaması için kesinlikle ovuşturmamalı veya kaşınmamalıdır. Ovuşma ve kaşıma daha fazla nematosist’in aktif hale gelmesiyle vücuda vereceği zarar daha şiddetli olacaktır. Kesinlikle tatlısu ile temizlenmeye çalışılmamalı. Tuzlu suyu veya amonyak ile temizlenmeli daha sonra sağlık kuruluşuna gidilmelidir.”

Amanosların 2020 Rakımında Şelale keşfedildi

Amanos Keşif Doğaseverleri ile Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği üyeleri, Hatay’ın Dörtyol ilçesi dağlık alanda şimdiye kadar hiç kayıt altına alınmamış bir şelale belgeledi. Şelaleye, ‘Kuşçu Şelalesi’ adı verildi.

 

Amanosların eko-turizm değerleri üzerine çalışmalar yapan, Amanos keşif ve Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği üyelerinden oluşan bir grup doğasever aktivist Dörtyol’un dağlık kesiminde bugüne kadar bilinmeyen şelaleye rastladı. Grup Amanos Dağların 2020 rakımda, Dörtyol Kapılı Tohyak Yaylası ile Ufacık Yaylasını birbirine bağlayan, orman yolu ile Kuşçu zirvesinin alt kısmındaki şelaleyi kayda aldı.

 

Amanos keşif ve Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği üyelerinden Nazım Sönmez, daha önceleri buralarda hayvan otlatan çobanlar ve avcıların bu şelaleyi kendilerine bildirdiklerini hatırlatarak “Keşif ekibi olarak, yıllar öncesinden takibe aldığımız şelaleye, olumsuzluklardan ve bitkilerin yapraklarının şelaleyi kapamasından dolayı bir türlü ulaşıp bulamamıştık. Orman yolundan çok aşağı da patikası bile olmayan, dere içinde gizli kalmış şelaleyi ağaçlar yaprağını döktüğü için daha kolay yürüdük ve ulaştık” dedi.

 

ŞELALE BUZ TUTMUŞ

İsa Yıldırım, Sıddık Sönmez ve Mesut Yüksel ile birlikte bulduklarını ifade eden Nazım Sönmez “Şelaleye ulaşıp, belgeleyip kayıt altına aldık. Şelaleye ulaştığımız da mevsim itibarı ile soğuktan dolayı şelaleden akan sular buz tutmuştu. Bu nedenle suyun debisi düşüktü. Fakat kar ve buzlar eridiğinde şelalenin görselliği daha çok aratacak. Kuşçu şelalesi Dörtyol şehir merkezine oldukça uzak 52 Km. Şelalenin suyunun Amanos dağları Kuşçu zirvesinden çıkarak, Hatay Dörtyol Çat Karakaya mevkiinden Deliçay Deresi’ne karışarak oradan sonra da İskenderun Körfezi’ne dökülüyor” diye konuştu.

Konu ile ilgili basında çıkan haberler

http://www.iskenderun.org/haberdetails.isk?ID=38436#.WPHqyGnyiUk

 

Amanos Dağları’ndaki Kusçu Şelalesi kışın daha bir güzel

HATAY’ın Dörtyol İlçesi’ndeki Amanos Dağları’ndaki şelale, bölge insanı dışında doğa tutkunlarının da uğrak yeri oluyor.
Amanos Keşif Doğaseverleri Grubu ile Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği üyeleri, gezi yaptıkları Amanos Dağları’nda şimdiye kadar bölge insanlarının dışında pek bilinmeyen şelaleye gezi düzenledi. Dağın 2 bin 20 metre yüksekliğinde, Kapılı Tohyak Yaylası ile Ufacık Yaylası’nı birbirine bağlayan bölgedeki Kuşçu zirvesinde bulunan şelaleye ‘Kuşçu Şelalesi’ ismi verildi.
Bölgedeki çoban ve avcıların şelaleyle ilgili kendilerini yönlendirdiğini anlatan Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği Üyesi Nazım Sönmez, “Patika yolu bile olmayan şelale yıllardır gezli kalmış” dedi. Şelaleyi fotoğrafladıktan sonra kayıt altına aldıklarını belirten Sönmez, “Şelalenin suları şimdi buz tutmuş durumda. Buzlar eridiğinde şelalenin görselliği daha çok ortaya çıkacak. Dörtyol kent merkezine 52 kilometre uzaklıktaki şelalenin suyu Deliçay Deresi’ne karışarak İskenderun Körfezi’ne dökülüyor” diye konuştu.

 

 

 

Asi Kababurun balığını koruma için çalışma başlattı

HATAY’daki İskenderun Teknik Üniversitesi’nde (İSTE) görevli Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Tahir Özcan, Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği olarak Asi Nehri’nde yaşayan ve popülasyonu her geçen gün azalan kababurun balığının koruma altına alınması için çalışma başlattıklarını söyledi.
Dernek olarak biyolojik çeşitliliğin korunması için 2017 yıllında ‘Doğa ve Çeşitlilik’ projesini uygulamaya koyduklarını söyleyen Özcan, Türkiye’nin dünyadaki 10 önemli gen merkezinden birisi olduğunu belirtti. Hatay’ın içinden de geçen Asi Nehri’nin gen bakımından zengin bir havza olduğunu belirten Özcan şöyle konuştu:
“Asi Nehri ise Akdeniz ekosistemindeki endemik balık türleri bakımından en zengin ikinci nehir havzası olarak bilinmektedir. Gün geçtikçe bilimsel çalışmaların artmasıyla birlikte Asi nehir havzasında yeni canlı türlerinin keşfi yapılmaktadır. Asi kababurun balığı da 1985 yıllında bilim dünyasına tanıtılmıştır. Ancak son dönemde balığın popülasyonu farklı etkilerle her geçen gün azalmaktadır. Biz de dernek olarak kababurun balığının koruma altına alınması için proje hazırladık. Bununla ilgili afişler bastırdık.”

http://www.hurriyet.com.tr/kababurunu-baligini-koruma-icin-calisma-baslatt-40372381